KİMLERİ TERAPİYE ALMIYORUZ. Biz her gelen insanı terapiye almıyoruz.

- 9 yaşın altındaki çocukları

- Okuma-yazma bilmeyenleri

- Zihinsel engellileri

- 70 Yaşın üstündekileri tedaviye almıyoruz.

Bu saydıklarımızın dışında kalan her insan kesinlikle iyileşebilir. Her iş bir emek,çaba,gayret ister. Bu terapide bunları gerektiriyor. HERKES KEKEMELİĞİ TEDAVİ EDEBİLİR Mİ? Hayır…Hayır…Hayır… Kesinlikle her insan kekemeliği tedavi edemez. Çünkü kekemelik çok

yönlü psikolojik bir sorundur.

Tedavisi çok kolay ve basit değildir.Size gelen kişinin kekemeliğini ortadan kaldıracaksınız,ona özgüven,özbilinç sağlayacaksınız.

Devamını oku...
 

20. yüzyılın başlarındapsikanalitik kuram doğrultusunda, kekemeliğin, "ruhsal" bir bozukluktan (nevroz) kaynaklandığı görüşünün taraftar kaybetmesiyle birlikte, bozukluğun nörolojik kökenli olduğu görüşü ortaya atılmış ve kısa bir süre için de olsa  geniş ölçüde kabul görmüştür.

Travis, kekemeliğe beynin bir yarısının diğer yarısı üstünde yeterli ölçüde baskınlığı olmamasının yol açtığını ileri sürmüştür. Bu kurama göre, kekemeliğin nedeni; ses, artikulasyon ve solunum sistemleri arasındaki kassal ve aerodinamik koordinasyon bozukluğudur. "Serebral baskınlık" kuramına göre dilin sol ve sağ yarısı, çene ve diğer konuşma yapılan motur sinir itkilerini iki yarımküre yapısındaki ayrı kaynaklardan almaktadır. Akıcı konuşma için bu iki etki akımının    uyumlu çalışması gerekmektedir. Bir yarımkürenin sinir etkilerini zamanlaması için daha baskın olması gerekmekte, yarımkürelerden birinin daha baskın olmadığı durumlarda bize yarımküreler birbirinden bağımsız hareket etmektedirler.

Devamını oku...
 
Untitled document

Kekemelik; medenî milletlerin hayat şartlarından doğmuş, fertlerin medenî hayatları ve kültür seviyeleriyle ilgili yeni bir sorun değildir. Kekemelik, insanlık tarihi kadar eskidir. Musevilerin tarihinde çok önemli bir rol oynamış bulunan Musa Peygamber'in kekeme olduğu İncil'de yazılıdır. (Ayet IV. 10-16).

Keza, Aristotel, Virjil, İmparator Klavdi gibi, insanlık tarihinde önemli roller oynamış daha birçok ünlülerin kekemelikten duydukları sıkıntıyı hafifletmek için türlü türlü insan üstü işlere ve faaliyetlere kendilerini verdikleri tarihi kaynaklarda geçmektedir. Frigyalı kralı Kekeme 2.Mihail….Romalı meşhur hatip Çiçero da kekemeydi. Cicero’ nun azmi örnek gösterilir sürekli.

Devamını oku...
 

Iowa üniversitesi'nde başlayan yaklaşımın  iki temel amacı var; kekemelerin utanç ve anksiyete duygularını azaltmak ve kekeleme yollarını teğiştirmeyi öğretmek. Eski yöntemlerin çoğu kekelemeyi yasaklayarak onu korkulacak ve kaçınılacak bir şey haline getiriyorlar.

Oysa Iowa üniversitesi'ndeki bu bakış açısına göre, kekemeye kekeleyebileceğini, ancak konuşmasını daha da bozacak kaçınma davranışları yani; korku, zorlama, gerilim olmadan kekeleyebilecekleri söylenmiştir. Bu teknik,  kekelemek için konuşma biçimini değiştir diyen görüşten farklı olarak  kekeleme yolunu değiştir  fikrini savunur. Iowa tedavisinin iki temel amacı

Devamını oku...
 

West (1958), kekemeliğin duygusal strest ile tetiklenebilen nöbetlerin eşlik ettiği, epilepsiyle ilişkili konvülsif bir bozukluk olduğunu düşünmüştür. West, kuramını kekemeliği olan kişilerde kekeleme anında gözlenen kan-şeker dengesizliğiyle ilişkilendirmiştir.

Bu kuram, kekemelikle ilişkili nöro-psikolojik, beyin dalgaları, kan kimyası, bazal metabolizma araştırmalarıyla ilişkilidir. Kekemeliğin nedenini, konuşma esnasında ortaya çıkan fizyolojik ve aerodinamik olaylarla açıklamaya çalışan araştırmacılar kekemeliğe, fonasyon, solunum ve artikülasyonla ilgili problemler olarak bakmışlardır. Schwartz, kekemeliğin ses tellerindeki aşırı gerilimden kaynaklandığını ileri sürmüştür.

Devamını oku...
 

Wendell Jhonson'nın diagnozojenik-semantojenik? kuramı, 1940-1970 yılları arasında en yaygın olarak benimsenen kekemelik kuramıydı. Diagnozozjenik kurama göre konuşmadaki takılmalar   normaldir, ancak takılmalardan kaçınma sonucu oluşan blok ve zorlanma davranışları konuşma bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

blank_pageJohnson tüm çocuklar için oldukça yaygın ve normal tepkiler olarak kabul ettiği bütün bu tekrarları ve uzatmaları, "akıcı konuşma hataları" kategorisinde toplamaktadır. Johnson'a göre zorluk, anne-babanın bu yaygın ve normal kabul edilen

Devamını oku...
 

Edimsel koşullama yaklaşımını savunanlar bağzı tekrarlama ve uzatmaların tüm insanlarda (daha çok çocuklarda) gözlendiğinden ve iletişimsel stres anında meydana geldiğinden yola çıkarak kekemeliği tamamen pekiştreç ile açıklamaktadırlar.

blank_pageBu yaklaşıma göre tekrarlamaların aileden arzu edilen ilgiyi çekmek ve dinleyicinin ilgisini kaybetmemek için kullanıldığı kabul edilmektedir. Böyleyece dinleyicinin verdiği tepkiler tekrarlamaları pekiştirmekte ve davranış daha sık görülmeye başlamaktadır (Leung, 1990). Edimsel koşullama, kekemelikte birbirine bağlı sonuçların etkisini göstermekle birlikte bir kekemelik kuramı olarak kabul edilmemektedir.

Devamını oku...
 

Klasik koşullanma kuramı (öğrenme kuramları) Klasik koşullanma kuramına göre kekeleyen birey, konuşmayı; anksiyete,korku ve sitres gibi olumsuz duygu durumlarıyla birleştirmektedir. Konuşma zorluklarının anksiyeteyi arttırdığı, bu durumun sonucunda da konuşmada kesintilerin ortaya çıktığı belirtilmektedir.

olumsuz duygular klasik koşullanmakta böylece kaygı ve/veya korku akıcık hatalarında koşullu uyarıcı olmaktadır. Başka bir deyişle, öğrenilmiş kaygı ya da korkunun akıcılık hatalarında neden etkisini gösterdiği vurgulanmaktadır (Miller and watson, 1992).

 

Sayfa 2 / 3

<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>