Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) : İstem dışı ortaya çıkan, kişiye yabancı ve onu rahatsız eden, negatif olarak değerlendirilecek anlama sahip, bilinçli çabalarla atılamayan, sürekli tekrarlanan düşüncelere Obsesyon ( Saplantı) denir.
Bu tür düşünceleri atmak veya ortadan kaldırmak için yapılan istem dışı davranış ve hareketler de Kompulsyon ( Zorlantı) olarak adlandırılmıştır ki, tekrarlayan ve rahatsız edici düşüncelerin ortaya çıkışını bitirir. Örneğin;kapı koluna elini dokundurunca elinin kirlendiğini düşünmesi obsesyon (saplantı), bu düşüncenin gereği gidip elini defalarca yıkaması ise kompulsiyon olarak adlandırılır.
Kompulsiyon mevcut durumun iyileştirilmesi anlamında sadece kısa süreli bir rahatlama sağlar. Bu kısa süreli rahatlamanın ortaya çıkışı, davranışların da tekrarlanmasına yol açar ki, bu da kompulsiyonların yerleşmesine imkan sağlayacaktır. Daha da önemlisi, hastalığın gelişim sürecinde hasta, koşulları önlemeyi, obsesyon yada kompulsyonları ortaya çıkarmayı öğrenir.
Hastalık bireylerde sadece obsesyon yani düşünce olarak bulunabildiği gibi, obsesyon ve kompulsiyonlar ile beraber de yer edinebilir ki, sıklıkla bu ikinci türü oluşmaktadır.
Bu tür bir rahatsızlık durumunda, elini bir yere dokundurduktan sonra yada tuvalete gittikten sonra kirliliği yok etmek için ellerini iyice yıkamakla kalmaz, saatlerce ellerini yıkamak için zaman harcar. Ellerindeki deriler örselenir, bazen kanar.7-8 saat banyodan çıkmaz bazı vakalar.Neden?Yukardan başına su tutar.Su yere düşer ve üzerine sıçrar.Su yere döküldüğü için kirlenmiştir ve üzerine sıçramıştır.Yeniden su döker.Aynı şey yeniden yaşanır.Bu kısır döngü devam eder.7-8 saat boyunca banyodan çıkmaz.Yada dışarıda başkasının tuvaletine girmez.Çünkü orası mikrop yuvasıdır ama kendi evindeki tuvalet temizdir.Başkasının tuvaletine girerlerse içlerinde huzursuzluk ve korku oluşur. Bu huzursuzluk ve gerginliği azaltmak için, girilmemesi gerekmektedir. Bazı durumlarda da huzursuzluk ve gerginlik sadece tekrarlayan düşüncelerle kendisini gösterir ve kişi, sayılar veya zihninde tekrarlayan düşünceleri engellemeye çalışır. Bu türden tekrarlayan düşünce yada davranışlar, birey tarafından sıklıkla yapıldığında, kısa süreli bir rahatlama ve tatmin oluşmasına rağmen, maalesef temel korkuların kronikleşmesine ve yerleşmesine sebep olmaktadır: “Siyah renkli ayakkabımı giymezsem başıma bela ve musibet gelecek. İşlerim kötü gidecek ” veya “Eğer başımı duvara üç defa vurursam, rahatlayabilirim”. Bu şekilde tekrarlana tekrarlana durumlar daha da kötüleşir, tekrarlayan davranış yada düşünceler artar ve kompulsif davranış çıkmazı başlamış olur.
- Obsesif kompulsif kişilikte, ikilem duyguları, mükemmeliyetçilik, abartılmış titizlik, sürekli kontroller, inatçılık ve iddiacılık, dikkatlilik ve katı tutumların yer aldığı bir kişilik bozukluğundan söz edilmektedir.
Ağır kompulsif bozukluğu olanlar genellikle çalışamaz ve ikili ilişkilerini de düzenli ve sağlıklı olarak yürütemezler. Genelde tüm günü kompulsif davranışlar yoluyla belirlenmektedir. Kontrol, yıkama, çeşitli tür ve şekillerdeki tekrarlayan kompulsiyonlar ve korkular ile, ikincil olarak bunlara eşlik eden depresyon bireylerin hayatını yaşanmaz hale getirmekte, tüm gününü bu şekilde belirlediği gibi, çoğu zaman geceleri de bu bozukluk nedeniyle rahat geçirememektedir. Bu hastalar sıklıkla korkuları ve tekrarlayan davranışları tarafından hapsedilmiş durumdadır ve başka bir şey de yapabilecek durumda değildir.
Obsesyonların ortaya çıktığı alanlar genellikle şunlardır:
Fiziksel Şiddet: Kendisine veya başkalarına, kendisinin veya başkalarının zarar verebileceği saplantısı. Bununla ilgili obsesif düşünce; bebeğime kötü bir şey yapacağım, kompulsif davranış ise; bebeği veya çocuğu ile yalnız kalamama, bıçak ve plastik torba gibi, zarar vermede kullanabileceği eşyaları ortadan kaldırma davranışıdır.
Bulaşma: Tehlikeli hastalıkların,mikropların,virüslerin bulaşacağı korkusunu yaşarlar.Onun için temizlik çok önemlidir.Hayatları temizlik yapmakla geçer.
Düzenlilik: Burada genelde eşyaların simetrik durması çok önemlidir. Duvardaki bir resim çerçevesi eğer eğriyse kişi buna dayanamaz ve muhakkak onu doğrultur. Meşhur simalardan Müjdat Gezen’de simetri, düzenlilik takıntısı olduğunu biliyoruz.
Ölüm: Ölüm ile ilgili obsesyona; sevdiği bir yakınının öleceği, kompulsiyona da; bu kişinin sürekli yaşadığının kontrolü örnek olarak verilebilir.
Tesadüfi Şanssızlıklar: Dışarıda tesadüfi kazalar yaşabileceğini düşünüp, evden dışarı çıkmamak gibi davranışlardır.
Din: Dinin kutsal saydığı şeylere istem dışı küfürler eder ve bu küfürlerden dolayı dinden çıktığını sanır ve suçluluk duyarak daha çok ibadet etmeye başlar. Abdest alırken abdestin olmadığını düşünür ve defalarca abdest alır ya da aynı şekilde namazını defalarca kılar.
Uygunsuz Sosyal Davranışlar: Sosyal ortamlarda olumsuz tutum ve davranışlar göstereceğini düşünür.Orada istem dışı gaz kaçıracaktır.Onun için sosyal ortamlara girmez.Kontrolü kaybetmek istemez.
Seks: Toplumun hoş görmediği seksüel olayları düşünür. Birçok nesneyi cinsel organlara benzetir. En yakınındaki kişilerle cinsellik yaşadığını hayal ederek kendini sapık olarak değerlendirir.
Kaybetme: Herhangi bir objeyi yada nesneyi kaybetme obsesyondur. Para verirken ikinci bir paranın yapışık olup olmadığını defalarca kontrol ederler.Defalarca sayarlar vb.
Anlamsızlık: Anlamsız ifadelerin ve deyimlerin, resimlerin, melodilerin, kelimelerin ve sayıların beyinden geçmesidir. Diline takılan bir melodi defalara söylenir, tekrarlanır.
Obsesif Kompulsif Bozukluktaki Karakteristik Özellikler:
- Obsesyon sizi burada ve şimdi yaşamaktan alıkoyar. Ya geçmişteki bir olaya kafayı takarsınız veya gelecekle ilgili endişeler zihninizi meşgul eder.
- Obsesif Kompulsif bozukluk, toplumun %1 –2 sini etkilemektedir.
- Genellikle davranış yada hareketlere bir korku duygusu eşlik etmemekte, bunun yerine tiksinti ve nefret duygusu yer almaktadır.
- Problem, sorumluluğu alabilecek bir başka kişinin varlığı durumunda ortadan kalkar.
- Danşanlar obsesif kompulsif oluşan durumlarda bütünlük duygusunda azalma ve parçalanmışlık hissi duyduklarını ifade etmektedirler.
- Her şeyden önce yaşamınızda her şeyin kontrolünüzün altında olması gerektiği düşüncesinden yavaş yavaş sıyrılmanız gerekiyor. Çünkü yaşamın doğası gereği sürprizlerle dolu ve esnek bir bakış açısı çözüm odaklı düşünme tarzı sizi istediğiniz yere götürür.
- Danışanlar uygulayabilecekleri tüm kriterlerin, örneğin; bir davranışın tamamlandığına ilişkin değerlendirmede, kendilerine çok mesafeli ve abartılı geldiği hissine kapılır.
- Danışanlarda davranış belleği bozulmuştur. Yapılan ve ön görülen davranışları birbirinden ayırmada zorluk yaşayabilirler.
- Danışanlar konuşma, ritim veya duvarlarda ok gibi yardımcı işaretler geliştirerek, kompulsiyonlarını mümkün olduğunca tam ve mükemmel yerine getirmeye çalışırlar.
- Kritik davranışların yapılmasının ardından, bir takım gerginlikler ortaya çıkarak, danışanınnın dikkati bunlara yönelir.
- Danışanların kontrol davranışları niceliksel değil, niteliksel olarak farklıdır. Bir okb hastası etrafını kontrol davranışını, kendinden veya başkalarından oluşabilecek belirgin bir zararı önlemek için değil, tehlikenin yayılma duygusunu aşmak için yapar.
- Danışanlar onlara; neden gerekli olmadığını yada günde yüzlerce kez ellerini yıkamalarının gereksiz olduğunu kanıtlama veya ispatlama çabalarını boşa çıkarır ve dikkate almazlar.
- Kontrol kompulsiyonları oldukça yavaş ve sinsice ilerleyen bir tarzda ortaya çıkar. Bulaşma ve pislenme korkuları ile bunlarla ilişkili temizlik kompulsiyonları ise genelde ani bir başlangıç gösterir.
- Aslında obsesif düşünce problem çözmekte kullanılan başarılı bir stratejidir. Bir problem üzerinde tekrar tekrar düşünüp, gözden geçirdiğinizde daha önce görmediğiniz noktaları görme şansınız olur. Ama bu problemin doğasıyla çok alakalıdır. Eğer probleminiz muğlaksa veya çözümü zamana kalmışsa istediğiniz kadar evirip çevirin netleşmeyecektir. Bu durumlarda takıntılı düşünmek, arabanızın lastiği çamura saplandığında boşa dönmesi gibidir, istediğiniz kadar gaza basın, yol alamazsınız. Bazen başımıza gelen bir olayı veya birileri ile aramızda geçen bir konuşmayı zihnimizde tekrar tekrar çeviririz. Bazen de yanlış yaptığımızı düşündüğümüz bir olayı veya bir ilişkimiz hakkında durmadan boşa dönen bir tekerlek gibi düşünür dururuz.
Sorun genellikle ergenlik döneminde başlarsa da çok erken yada çok geç başlangıçlı olanlarda vardır. Erkeklerde ortalama olarak 6-15 yaşlarında başlayan hastalık, kadınlarda biraz daha geç 20-29 yaşlarında başlamaktadır. Sorun genellikle yavaş yavaş şiddetini artırarak seyreder. Birden bire başlayan vakalarda vardır. Bu seyir içerisinde belirtilerin alevlendiği ve aşırı sıkıntı verdiği dönemler olabilir. Stresle belirtilerin alevlendiği görülmektedir. Bu kişilerin % 15 inde yaşanan belirtiler toplumsal mesleki işlevselliği bozacak boyuta ulaşabilir. Yine hastaların bir kısmında belirtilerin hiç olmadığı iyileşme dönemleri de bulunabilir.
Tedavisi… : Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir. Tedavide ilk adım bu düşünceleri hastalığın bir ürünü olarak kabul etmektir. Bu hastanın kötü ya da günah saydığı obsesyonlar sebebiyle duyduğu kaygıyı azaltır. Hasta bu durumu grip hastalığında olan bir ateş olarak algılamalıdır. Çünkü saplantı bozukluğunun tek belirtisi obsesyon değildir. Zorlantılar, ikirciklilik, kararsızlık, her şeyi tanımlama isteği, kendini sürekli kontrol etme gibi başka belirtileri vardır. Tedavi tüm bu belirtilerin kaldırılmasını içerir. Çünkü her bir belirti bir diğerini besler. Obsesyonların üstüne gitme yenmeye, en azından bu hastalığın hayatını engellemesini önlemeye çalışma yararlıdır. Sorunun tedavisinde bilişsel-davranışçı yaklaşımlar uygulanmaktadır. Ayrıca hastalığın psikodinamik kökenlerini araştırıp yok etmeye çalışan psikanalitik tedavi yöntemleri denenmektedir. Hipnoz gibi bilinçaltı terapileri de kullanılmaktadır. Psikoterapinin yanında ilaç tedavisi de uygulanmaktadır.
Çözüm önerisi: Kendinize gün içerisinde bir endişe zamanı seçin… Yani gün içerisinde kendinize seçtiğiniz bir zaman diliminde takıntılı düşüncelere yer veriniz. Sadece seçtiğiniz bu bir saatte takıntılı düşüncenizi davet edin. Eğer ayırdığınız bu zaman dışında istemediğiniz düşünce gelirse ‘ daha zamanın gelmedi’ deyip zihni başka bir aktiviteye yönlendirerek, zihni eğitmek çok başarılı bir yöntemdir. Ve bu takıntılı düşünceye ayırdığınız zamanda bu düşünceyle ilgili en iyi senaryoyu, en kötü senaryoyu ve en olası senaryoyu zihninizde canlandırarak zihni çeşitlendirmeye alıştırmak size yaşamınızı geri kazandırır.